Arkadaşlık İlişkilerinde Sorunlar

Arkadaşlık İlişkilerinde Sorunlar

ERGEN

Yetişikinlikte Arkadaşlık İlişkileri

Arkadaşlık ilişkileri ile ilgili yapılan bir çalışmada yetişkinlerin yeni arkadaşlıklar kurmaya ne kadar sık ihtiyaç duyduğu fark edilmiş. Bu fenomen, başka bir şehre taşınma veya iş değişikliği gibi size eski arkadaşlarınızdan ayrı düşüren olaylardan kaynaklanabileceği gibi; evlenme, boşanma ya da çocuk sahibi olma gibi hayatınızı kökünden değiştirecek olaylardan da etkilenebilir. Belki şimdiye kadar sahip olduğunuz birçok arkadaşlığın kötü sonuçlandığını fark edebilirsiniz. Ama eğer yeni arkadaşlıklar arıyorsanız asla yalnız değilsiniz. Yeni arkadaşlıklar kurma süreci belki başta sizi utandırabilir, zor gelebilir hatta apaçık kafa karıştırıcı olabilir; çünkü karşı cinsle kurulan ilişkilerin aksine arkadaşlık ilişkilerinde herkesçe bilinen kurallar ya da ritüeller yoktur.

Bu gibi sorunlara çözüm bulmak için çeşitli yöntemler geliştirildi, arkadaşlık siteleri de bunlardan biri. Sadece kadınların arkadaş olduğu bazı siteler kadınların birbirlerine yardım etmesini, yabancılaşma duygusunu azaltmayı ve iletişim eksikliğinden kaynaklanan sorunları çözmeyi amaçlıyor. Ayrıca bu konuda yazılmış bazı kitaplar da mevcut. Yeni arkadaşlıklar kurmak için yapılması gerekenler, bitmiş bir dostluğun ardından nasıl davranmalı, ayrılık acısını nasıl atlatmalı ( evet, biten dostluklar da ilişkiler kadar acı verici olabilir) ve nasıl yeni bir başlangıç yapmalı?

1)    Yeni bir şehre taşındım, yeni bir işe başladım, yeni çocuk sahibi oldum ve kendimi bir anda tek kişilik bir yaşamın içinde buldum. Kendime bayat bir sosyal hayat kurup, hiçbir zaman yalnız kalmamaya çalışmak da bana utanç verici geliyor. İnsanlarla iletişim kurmak için nereden başlamalıyım?

İlk olarak, yapılacak en kolay şey, sık gittiğimiz mekanları çoğaltmak ve dolayısıyla oralarda gördüğümüz insan sayısının da artmasına izin vermek – hatta gördüğümüz insanları henüz tanımıyor olsak bile. Başka bir deyişle, yeni komşularınızla tanışın, iş arkadaşlarınızla vakit geçirin, onlara başka annelerle tanışmak istediğinizi söyleyin. Sosyal paylaşım sitelerini kullanıyorsanız, arkadaşlarınıza yeni taşındığınız şehirde tanıdıkları olup olmadığını sorun, varsa sizi tanıştırmalarınız rica edin. Birden yeni ortamlara girmek yerine, hali hazırda vakit geçirdiğiniz, ilişkide olduğunuz insanlarla ilgilenmenin avantajı, az da olsa bir ortak paylaşımın, yakınlığın olduğu ilişkilerin daha hızlı gelişmesidir. Örneğin, iş yerinizde rastgele bir çalışanın yanına gidip öğle yemeğine davet etmek sosyal olarak çok uygun bir davranış olmaz. Bu yüzden bir çeşit ortaklığınızın olduğu insanlarla –aynı yerde yaşadığınız komşunuz, yeni anne olmuş biri ya da aynı yerde çalıştığınız bir  iş arkadaşınız- iletişim kurmak her zaman daha kolaydır.

2)    İş yoğunluğum beni eski arkadaşlarımla vakit geçirmekten ve yeni arkadaşlar edinmekten alıkoyuyor. Yeni arkadaşlar edinmeyi önceliklerimin başına koymalı mıyım, eğer öyleyse bunu nasıl yapabilirim?

Buradaki soru, ne kadar arkadaşınız olduğu değil, olan arkadaşlarınızın desteğinin size yetip yetmediği. Birçok farklı arkadaşlık tipi var, çoğumuzun sahip olduğu ya da sahip olmak istediği. Yapmamız gereken, farklı arkadaşlarımızın hayatımızda farklı rolleri olmasını sağlamak. Çoğumuz bir ton insan tanıyor ve hepsiyle iletişim halinde olamamaktan ötürü suçlu hissediyoruz. Ama aslında yakın hissettiğimiz, birçok şeyimi paylaştığımız küçük bir dostluk çemberi çok daha sağlıklı. Yakınlık ve güven duyulan küçük bir arkadaş grubu içinde olmanın ömrü uzattığı, stresi azalttığı ve daha mutlu bir hayat vaat ettiği kanıtlanmış bir gerçek. Eğer zamanım varsa sahip olmak iyi olur, dediğiniz değil; yakınlık ve güven duyacağınız, beraber olmaktan mutlu olacağınız insanlar kazanmayı önceliğiniz haline getirin.

3)    Ne zaman yeni bir dostluk kurmaya yeltensem, bana söylediklerimin kulağa ne kadar aptalca geldiğini ya da kimsenin yeni dostluklar için vakti olmadığını söyleyen iç sesime engel olamıyorum. Reddedilme korkumu nasıl yenebilirim?

İnsanların en büyük korkusu reddedilmektir ve deneyip de o reddetme kelimelerini duyduğumuzda bu korku zirveye çıkmış olur. Kendimizi hassas hatta bazen aciz hissederiz. Ama bununla ilgili üç tane gerçek var: 1) Hemen hemen herkes hayatında daha anlamlı bir sevgi ve bağlılık arar. Bu bir anlamda, arkadaşlara duyulan platonik bir samimiyettir. 2) Hemen hemen herkes, bir dostluğun başlangıç sürecindeki garip anlardan, belirsiz duygulardan, konuşmak, karşıdakini tanımak ve kendimizi tanıtmak için sarf edilen büyük çabadan nefret eder. 3) Son olarak, daha yakın ve derin bir dostluk kurmak için tek yol, en başta o çok da iyi tanımadığımız hatta bizim için tamamen yabancı olan insanlarla bütün o sancılı süreci geçmektir. Bütün ilişkiler, bir ilkle başlar, mesela daha önce beraber dans etmemiş iki kişinin dans etmesiyle. Yani, bir tür güvensizlik hissiyle başlar. Bu konuda yalnız değilsiniz, en sosyal, en güzel, en özgüvenli ve başarılı insan bile içindeki o, ona yeterli olmadığını söyleyen sesi susturamaz. Hepimiz nihai amacımızı düşünür, yaşadığımız kendimizi kötü hissettiren, tuhaf anları göz ardı ederiz. Başka bir deyişle, bizi korkutan, içimizdeki o sesi bastırmaya çalışırız ve bu normaldir. Çünkü bir şekilde korkumuzu azaltacak, bize güvende hissettirecek, hassasiyet ve kırılganlığımızı geçirecek bazı yöntemler geliştirmemiz gerekir. Ama o güvensizlik hissi tam olarak geçmez. Bu his herkeste vardır, sadece sizde değil.





ARKADAŞLAR ARASINDA SORUNLAR

Her zaman ‘işler’ yolunda gitmeyebilir. Arkadaşlar arasında sorunların oluşması muhtemel bir durumdur. Önemli olan, bu gibi durumlarda arkadaşlığın sürekliliği açısından nasıl davranmamız gerektiğidir. Çoğu zaman yıkmak, yapmaktan ve düzeltip yoluna koymaktan çok daha kolaydır. Bir cümle veya bir davranış, toptan yıkıma neden olabilir. Arkadaşını ve arkadaşlığını değerli bulup önemseyen bir kişinin, sorunlar karşısında doğru davranış modelini bulup uygulayabilmesi gerekir.

Arkadaşların ilgi alanları aynı olmayabilir. Arkadaşlardan bir tanesi, zaman içinde kendisine ortak olan alanlar dışında başka ilgi konuları bulabilir. İlk koşul, böyle bir durumu olağan karşılamayı bilmektedir. Arkadaşımızın bu tür bir konuya neden ve nasıl ilgi duyduğunu anlamak, ortak ilgi dışı bu konu hakkında daha doğru yaklaşımlar üretmemize neden olur. Tümüyle ortak olan ilgi alanları bulunmayan kişilerin arkadaşlıkları hiç kolay olmayabilir; ama çeşitlilikten kaynaklanan bir zenginlik oluşturmayacağını da söyleyemeyiz. İnsanlar birbirlerine yeterince zaman ayırmayı becerebildikleri sürece, farklı ilgilere sahip olmalarından şikâyetçi olmamak gerekir.

Bir arkadaşlığın vazgeçilmez unsuru saygıdır. Saygının olmadığı bir yerde insanlar arası ilişkinin her türlüsü zordur. Benzer bağlamda hoşgörünün dozajını ve değerini de bilmek gerekir. Saygı ve hoşgörü kadar önemli bir diğer unsur ise empatidir. Bir başka söyleyişle; kendini bir başkasının (bu durumda arkadaşının) yerine koyabilmektir. Arkadaşlık içindeki sorunların çözümünde; kendini arkadaşının yerine koymak veya onun da bunu yapmasını istemek her zaman çözüme giden olumlu katkılar yapar.

Çok sevdiğim bir özdeyiş var: “Eğer konuşmak, dinlemekten daha önemli olsaydı, iki ağzımız ve tek kulağımız olurdu.” Anlaşmazlıkları çözmenin ilk adımlarından birisi, arkadaşımızı dikkatle dinlemek olmalıdır. Onu dinlerken bir yandan da anlattıklarının hangi kabul ve ilkelerden kaynaklandığını düşünmeye çalışmalıyız. İyi dinleme olmadan, iyi çözümler bulmak mümkün değildir. Bu arada küçük bir not daha vermeme izin verin. Bize, sorun veya düşüncelerini anlatmak isteyen arkadaşımız, kimi zaman sadece yakın birisinin kendisini dinlemesini ister, aradığı bir çözüm değildir. Bazı durumlarda ise anlatımın arkasında arkadaştan çözüm yardımı isteyen bir beklenti vardır. Arkadaşımızın konusunu bize aktarırken, neyin beklentisi içinde olduğunu bilmek ve anlamak, ‘işimizi’ kolaylaştırır.

Empati (kendisini onun yerine koymak), her zaman işe yaramaz. Bazen empati de bir ‘at gözlüğüne’ dönüşür. Bu nedenle; söz konusu soruna ilişkin tarafsız bir noktaya yükselerek oradan bakmayı denemek, arkadaşlar arası sorunun giderilmesinde hız ve verim sağlayabilir. Bir ‘kamuoyu bakışı’ geliştirmek veya ‘ortalama bir görüşe’ göre konuyu değerlendirmek, bize bazı yeni ipuçları verebilir. Bir sorunun çözümünde taraf olarak bakmak kadar, tarafsız olarak yaklaşma da ciddi yararlar sağlayabilir.

Dinlemek kadar değerli bir diğer yardımcı eylem ise soru sormaktır. Arkadaşımızın anlatımını dağıtmadan, doğru sıklıkta ve doğru zamanlarda sorular sorarak çözüme daha hızlı yaklaşmak mümkün olabilir. Bu sorular ise ‘gerçek sorular’ olmak durumundadır. Söz konusu olayda arkadaşınızı haksız ve sizi haklı çıkaracak türden ‘onaylama soruları’ sormak, çözmek yerine krizi derinleştirebilir. Yanlış sorularla arkadaşınızın çözümsüzlüğe kilitlenmesine neden olabilirsiniz.

Bir tespitimi sizinle paylaşmak isterim. Yukarıda sözünü ettiğim konuların neredeyse tümünde (örneğin soru sorma ve cevap verme yaklaşımında), kadınlar ve erkekler, birbirlerinden farklı davranış modellerine sahiptirler. Bu nedenle bir erkek arkadaşınızla olan sorun çözüm yaklaşımınız, bir bayan arkadaşınızla olan süreçte farklı sonuçlar verebilir. İletişimin (sosyal ve kültürel nedenlerle) cinsler arası farklılıklara sahip olduğunu unutmamanızı öneririm.

Bazen arkadaşlıklar da dinlenmeye ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle arkadaşlığın kısa bir ara tatiline çıkması, bazı durumlarda çok yararlı sonuçlara vesile olabilir. Ama daima akılda tutulması gereken şudur ki; arkadaşlıklarda sorunun çözümü, öncelikle iyi niyete bağlıdır; iyi niyet olunca çözüm yolları da peşinden gelir.




Arkadaşlık Problemleri ve Çözümleri

İstediğin kadar iyi ol, istediğin kadar arkadaş edin, söz konusu insan ilişkileri olunca problem çıkmasını engellemek mümkün değil çünkü aslında insanların başka insanları kontrol edebilmesi mümkün değil. Bu durumda da haliyle arkadaşlar arası problemlerin ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor.

PROBLEM 1: Arkadaşım bana karşı çok saygısız davranıyor, beni dinlemiyor veya düşüncelerime önem vermiyor.

ÇÖZÜM: Öncelikle kendi davranışlarını incelemeni tavsiye ederim. Eğer bu durumla sık karşılaşıyorsan, arkadaşınla iletişiminiz sırasında belki farkında olmadan onu incitecek bir şeyler söylemiş veya onu dinlememiş olabilirsin. Unutma ki insan ilişkileri saygı ve emek ister, sen başkalarına önem vermezsen onlar da sana önem vermeyecektir. Eğer sen arkadaşına karşı nazik ve saygılı davrandığına eminsen, bu durumda arkadaşınla açıkça konuşmanı tavsiye ederim. Seni rahatsız eden ne ve neden bu durumdan rahatsız oluyorsun, önce bunu net bir şekilde tespit etmeni ve bunu sesini yükseltmeden açıklamanı tavsiye ederim. Eğer konuşmana rağmen arkadaşın bu şekilde devam ederse arkadaşlığını net ve kibar bir şekilde sonlandırman en iyisi olacaktır.

PROBLEM 2: Arkadaşımla farklı şeylerden hoşlanıyoruz, bu da sıklıkla sorun oluyor.

ÇÖZÜM: Açıkçası arkadaşlıkları başlatanlar genellikle ortak ilgi alanlarıdır, eğer farklı ilgi alanlarınız varsa birbirinize karşı toleranslı olmanızı ve ilgi alanlarınızı paylaşmanızı tavsiye ederim. Hatta birbirinizle vakit geçirmekten hoşlanıyorsanız yepyeni ortak ilgi alanı bile bulabilirsiniz. Eğer sen sürekli müzikten bahsetmek istiyorsan ama arkadaşın asla müziğe tahammül edemiyor ve bundan dolayı sorunlar çıkarıyorsa, o zaman kötü bir haberim var siz zaten değilmişsiniz.

PROBLEM 3: Arkadaşım sürekli olumsuz bir tavır içerisinde ve benim de motivasyonumu düşürüyor.

ÇÖZÜM: Bütün insanların hayata bakış açısı farklıdır ve sen aynı köpeğe bakarken onun ne kadar harika olduğunu düşünürken arkadaşın onun korkunç bir varlık olduğunu düşünebilir. Burada ayırt edilmesi gereken nokta arkadaşının kötü bir dönem geçirdiği için mi olumsuz bir tavır içerisinde olduğu yoksa seninleyken mi sürekli olumsuzluk yaydığı. Eğer arkadaşın herkesle gülüp söylerken seninle sürekli mutsuzluklarını paylaşıyorsa bence bu konuda iyi bir konuşma yapmanız gerekiyor çünkü arkadaşlık bence sadece birbirinizi sevdiğiniz ve desteklediğiniz bir ilişki biçimi olmalı ve iki taraf da bu ilişkiden güzel bir şeyler almalı. Eğer durum bu değilse başkaları için kendini yıpratmamanı ve yeni arkadaşlar bulmanı tavsiye ederim.

PROBLEM 4: Arkadaşımla maddi problemler yaşıyoruz. Borç alıyor ama ödemiyor, pahalı yerlere gidiyor ve bütçemi sarsıyor.

ÇÖZÜM: Maddi problemler arkadaşlıklarda aşılması kolay problemlerden. Bu yüzden öncelikle arkadaşına onu sevdiğini ama bütçeni dengelemen gerektiğini bu yüzden maddi anlamda seni sıkıntıya sokmaması gerektiğini açıkça söylemelisin. Eğer kötü bir niyeti yoksa zaten seni anlayışla karşılayacaktır ama eğer fazlasıyla sana tepki verirse bu durumda arkadaşlığınızı hızlıca bir gözden geçirmeni tavsiye ederim.

Çocuğun arkadaşlık ilişkilerine karışmayın

Çocuğun sosyalleşmesinde arkadaşlık ilişkilerinin özel bir yeri vardır. Sosyal ilişkiler, çocuğun dünyası hakkında çok önemli ipuçları verir. Her çocuk kendi kişiliğini bu ilişkilere yansıtır. Kimi çocuk yeni çocuklarla hemen tanışır ve oynamaya başlar, kimi çocuk ise temkinli davranır ve uzun süre izler...
 
Çocuğun arkadaşlık ilişkileri ile ilgili anne-babaların yaklaşımları nasıldır?
 
Anne-babalar, çocuklarının arkadaşlık ilişkileri konusunda çok hassastır. Her ebeveyn de, kendi kişilik özelliğine göre farklı tepkiler verir. Bu tepkilerden en belirgin olanları şunlardır:
 
Kaygılı ve sorgulayıcı ebeveynler. Çocuğun okula başlamasıyla birlikte, her gün çocuğun arkadaşlık ilişkilerini merak edip sorgularlar. Çocuk eve geldiğinde genellikle ilk yaptıkları şey, okulda günün nasıl geçtiğini sormaktır. Konu bir şekilde arkadaşlık ilişkilerine de gelir ve bu ebeveynler sürekli sorun ararlar. Buldukları en küçük şeyleri de fırsata dönüştürür (!) ve yakaladığı bu sorun alanı ile ilgilenmeyi kendine görev edinir.
 
Yönlendiren ebeveynler. Çocuğun gün içinde yaşadıkları hakkında bilgi alan bazı ebeveynler, çocuğun uygun bulmadıkları davranışları ve yaşantıları karşısında kendilerince akıllıca öneriler ileri sürerler. Çocuğa, okula gittiğinde ne yapması ve ne yapmaması gerektiği konusunda talimat verirler. Kimi çocuk bu yönergeleri dikkate bile almaz ya da unutur gider. Kimi çocuk da, bu yönergeleri abartarak uygulamaya kalkar. Böylece, bu tür öneriler kimi zaman çözüme kimi zaman da yeni bir soruna dönebilir. Çocuk, annesinin “Kendini koruyabilirsin.” gibi bir yönlendirmesini arkadaşlarına vurmak olarak da algılayabilir. O nedenle son derece dikkatli davranılması gerekir.
 
Öfkeli ebeveynler. Çocuğun arkadaşıyla yaşadığı her sorun karşısında öfkelenir ve hem kendi çocuklarına hem de diğer çocuklara kızarlar. Özellikle okula ve öğretmenlere tepki gösterirler. Öğretmenin sınıf içi dinamikleri kontrol edememesinden yakınırlar. Daha da abartıp diğer çocuğun anne-babasıyla görüşmek isteyenler de olabilmektedir.
 
Çocuğun arkadaşlık ilişkileri ile ilgili anne-babalar nelere dikkat etmelidir?
 
Arkadaşlık ilişkileri ile ilgili yönlendirme yapmayın. Çocuğun arkadaşlık ilişkileri ile ilgili mümkün olduğunca yönlendirme yapılmamalıdır. Çok zorunlu durumlar dışında bu tür yönlendirmeler, çocuğun kendi özgür kararlarını vermesini engeller. Arkadaşlarıyla konuşurken, oynarken, tepki gösterirken ne zaman ne yapacağına kendi karar vermelidir. Aksi halde, anne-baba tarafından kurulmuş bir çocuk, özgün ilişkiler geliştiremeyeceği için kişilik gelişimi açısından da riskli durumlar yaşayabilir. Temel prensip, çocuğun kendi hayatı, kimle arkadaş olacağı, arkadaşlık ilişkileri ve faaliyetleri ile ilgili kendi kararlarını verebilir duruma gelmesidir.
 
Çocuk gün içinde arkadaşlık ilişkilerini anlatmak istemezse zorlamayın. Anne-babalar her ne kadar merak ederse etsin, çocuklar gün içinde arkadaşlarıyla yaşadıklarını bazen anlatır, bazen de anlatmazlar. Bu tür durumlarda çocuğun üstüne giderek zorlamamak gerekir. Özellikle küçük yaştaki çocukların büyük çoğunluğu yaşadıklarını ayrıntılı olarak anlatmak istemezler. Bu da büyük ölçüde doğaldır. Önemli olan çocuğun anlatmak istediği anlardır. Eğer çocuk anlatmak isterse, o zaman gerçek anlamda dinleyici olmak gerekir. Geçiştirmeden, göz kontağı kurarak ve abartılı tepkiler vermeden dinlemek çocuğun kendini çok iyi hissetmesini sağlayacak, çoğu zaman da hiçbir şey yapmaya gerek kalmadan sorun kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
 
Arkadaşlık ilişkilerinde yaşadıkları sorunları kendisinin çözmesine izin verin.Çocuk arkadaşlık ilişkilerinde sorun yaşarsa mümkün olduğunca müdahale etmeyin. Her çocuk arkadaşlarıyla zaman zaman sorun yaşayabilir. Bu son derece doğaldır. Hatta öyle ki, bu sorunlar çocuklar için bir kendini geliştirme fırsatıdır. Gerçek hayatın küçük bir örneği olarak kabul edilmesi gereken bu zorlu durumlar karşısında, çocuk mücadele eder, istediklerini alır ya da istediklerini alamadığında hissettiği duygularla başa çıkmayı öğrenir. Öğretmenlerden ve ebeveynlerden beklenen, bu tür sorunların ortasında bir yerde durmayıp bu süreci izlemeleridir.
 
Böylece, çocukların verdiği tepkiler ve bu tür sorunları çözme yaklaşımları görülmüş olur ve çocuğun desteğe ihtiyacı olup olmadığı değerlendirilir. Eğer desteğe ihtiyacı olduğu düşünülüyorsa, neyi nasıl çözmesi gerektiği hemen söylenmemeli, ona ne yapmayı düşündüğü sorulmalıdır. Böylece, kendi sorunlarını çözme konusunda insiyatif almaları sağlanmalıdır.

Bir çocuk için akran ilişkisi yaklaşık üç yaşından başlayarak önemlidir. Bir yandan sosyalleşmeyi, diğer yandan etkileşimle gelişimi sağlar. Gençlik döneminde ise akran ilişkisi çok daha büyük önem kazanır. Çünkü gençlik dönemi ile birlikte aileden çok, arkadaş odaklı bir yaşam başlar. Gençliğin başlangıcında grup arkadaşlıkları, ortalarına doğru daha yakın arkadaşlıklara dönüşür. Son dönemde ise uzun süreli arkadaşlıklar kurulur. Çocukluktan başlayarak arkadaşlara ilişkin beklentiler ve istekler değişir. Ergenlik öncesi dönem ve ergenlik başlangıcında çocuklar kendi cinsleri ile arkadaşlığı yeğler. Karşı cinsi itici ve rahatsız edici bulup, onlarla arkadaşlıktan çekinirler. Bu dönemde erkekler grup olmaya daha eğilimli iken, kız çocuklar yakın arkadaşlardan hoşlanırlar. Yakın çevresinden arkadaş bulurlar ve özel sırlar oluşturdukları arkadaşlıkları vardır. Çoğunlukla üç kız olduklarında özellikle sırların konuşulması nedeni ile sorun yaşarlar. Ergenlikle birlikte her iki cinste de gruplaşmalar başlar. Başlangıçta grupla kendi cinslerinden oluşur ve küçük gruplardır. Bu dönemde de kızlar daha küçük, ama daha bağlı gruplar oluşturur ve grup içi gizliliğe önem verirler. Kızların grupları daha bağlı ve diğer insanlara kapalıdır. Gruplar birbirleriyle sürekli konuşur. Bu konuşmalar, telefonla ve bilgisayar sohbetleriyle sürekli hale gelir. Aileler bir yandan devamlı bir arada olmalarına rağmen, bu kadar çok konuşacak ne bulduklarını merak eder ve kızar.

PAYLAŞMAYI ÖĞRENİR
Diğer yandan da çocukları başkalarıyla görüşmeyip, hep aynı kişilerle olduğu için endişelenirler. Büyüme ile birlikte iki cins birbirine karışır.Karşı cinsle etkileşimin başlaması ile genç kalabalıkları oluşur. Birlikte olmayı sağlayan ortak değerler, istekler, ilgiler vardır. Gençlerin kişisel olgunlukları grup oluşturmalarında önemlidir. Benzer olgunluğa ulaşmış olanlar bir araya gelir. Bu nedenle ailelerin herşeyi doğru giden çocuğunun, bir grup ya da kişi nedeniyle değiştiği düşüncesi çok doğru sayılmaz. Genç, kendine benzer olgunluk derecesinde ve benzer eğilimde olduğu kişileri seçer. Paylaşılan ilgiler, spor, hobiler, ortak düşünceler grup oluşturmada temeldir. Grup kimliği en çok davranışlar ve kıyafetlerle yansıtılmaya çalışılır. Bazı gençler hiç bir gruba giremezler. Bunun nedeni kendi kişisel özellikleri ve tercihi olabileceği gibi, gruplar tarafından reddedilmek de olabilir. Bu genç için önemli bir sorundur. Aslında çocukluğundan beri arkadaş edinme zorluğu olan kişilerin, gençlikte benzer süreci yaşamaları şaşrıtıcı değilidir. Bu nedenle çocukluktan başlayarak arkadaş edinememe nedenleri ve çözümleri aile tarafından araştırılmalıdır. Genç, akranlarıyla birlikte kimliğini geliştirir. Arkadaşları sayesinde, insanlarla ilişki kurmayı öğrenir. Aslında arkadaş grupları genç için, sonradan içinde yer alacağı iş gibi sosyal gruplara hazırlanmayı sağlar. Arkadaş grupları gençler için bir rehberdir. Dünya görüşleri, karşı cinse bakışları, hobileri, yaşam zevkleri arkadaşlarla biçimlenir. Arkadaşlık sayesinde bir yandan kendi duyguları ve korkuları ile başa çıkmayı öğrenirken, diğer yandan başkalarının duygularını anlarlar. Birbirleri ile deneyimlerini, düşüncelerini, isteklerini ve korkularını paylaşırlar. Bu paylaşım sonrasında genç, aslında kendinin farkına varır. Aile gence her türlü olanağı sağlasa da, kendini bilmesi ve geliştirmesi için tüm gereksinimi karşılayamaz. Bu nedenle herkes gibi, hatta belki daha fazla gençlerin arkadaşlara ihtiyacı vardır.



DR FATMA ÖZDEMİR

Lütfen bana ulaşmak için aşağıdaki formu kullanın


Adres: Özel Aile Hastanesi Bahçelievler Mah. Talatpaşa Bulvarı Begonyalı Sok. 7/9 34180 Bahçelievler / İstanbul

Ofis: +90 212 441 41 42 GSM: +90 532 063 16 01 GSM:


Adres: Moodist Psikiyatri Nöroloji Hastanesi / Kadıköy Medicana Hospital / Kocaeli Asya Pedagoji / Üsküdar Moodist Ataşehir Seviç Eğitim Kurumları / Bahçelievler Asil Eğitim Kurumları

Ofis: +90 212 441 41 42 GSM: +90 532 063 16 01 GSM:


dr.fatmaozdemireyuder@gmail.com

dr.fatma.ozdemir@sevinc.k12.tr

Dr Fatma Özdemir