Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozuluğu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk döneminin son yıllarda en sık görülen psikiyatrik bozukluklarındandır. DEHB sık görülen bir bozukluk olmasının yanı sıra, tedavi edildiğinde belirgin düzelme elde edilmesi; tedavi edilmediğ

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozuluğu

ÇOCUK

Yakın zamana kadar, "Zeka"ya bağlı bir sorun olarak yaklaşılan öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği-dikkatin kolay dağılması ve okul başarısızlığı ile ilgili problemler, yapılan son araştırmaların sonuçları doğrultusunda farklı boyutlar kazanmıştır. İlgili araştırmalar zekaya bağlı sorunlardan bağımsız olarak öğrenme, düşünme ve beceri kazanmanın çok daha geniş kapsamlı ve karmaşık süreçler olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Tarihsel süreç içinde "Minimal Beyin Disfonksiyonu", "Hiperkinezi" gibi farklı isimlerle anılan "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)", son olarak DSM-IV'de (Amerikan Psikiyatri Birliği yayını) "dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik davranış örüntüsünün, bir bireyde, aynı gelişim düzeyindeki bireylerle karşılaştırıldığında, tipik olarak gözlenenden daha fazla, daha sık, daha şiddetli ve sürekli olması durumu" olarak tanımlanmıştır (Ekşi,1999).

DEHB Nedir?

DEHB, genel nüfusun %2'sinde ve çocukların %3-5'inde görülen Nörobiyolojik bir durumdur. Yapılan araştırmalara göre erkek çocuklarda kızlara oranla 3 kat daha fazla rastlanmaktadır. Kız çocuklarda daha çok dikkat dağınıklığı, erkek çocuklarda ise hiperaktivite-dürtüsellik olarak tanımlanan tipi gözlenmektedir. DEHB, genel anlamıyla yerinde duramama, dikkatini toplayamama, dikkati sürdürmede zorlanma, kendini kontrol etmede başarısızlık, yapılan işi tamamlayamama, plan ve program yapmada başarısızlık, çevreye karşı duyarsızlık ve ilgisizlik, enerjik bir yapıya sahip olma, kendi istekleri doğrultusunda davranma, konuşkanlık ve sabırsızlık gibi özelliklerle tanımlanır. Bu davranışların çeşitliliği ve kombinasyonu çocuktan çocuğa değişebilir.

DEHB'nin fiziksel belirtileri yoktur. Ancak tanı bu alanda çalışan psikiyatrist ve klinik psikologlar gibi profesyoneller tarafından konabilir. Tanı için, gelişimsel öyküyü, davranışsal ölçme araçlarını ve laboratuvar tetkiklerini (beyin tomografisi-MR) içeren ayrıntılı bir değerlendirme gereklidir.

Genel anlamda DEBH davranış örüntüleri başlıca 3 belirti kümesi altında toplanır.

1. DEHB "Birleşik Tip".

2. DEHB "Dikkat Eksikliğinin önde geldiği tip".

3. DEHB "Hiperaktivite-Dürtüselliğin önde geldiği tip" .

1.Dikkat Eksikliği Belirtileri:

  • Detayları ihmal etme, basit hatalar yapma,
  • Bir işe dikkati toplamada ve sürdürmede başarısız olma,
  • Çabuk sıkılma, yapılan işi bitirememe,
  • Yönergeleri takip edememe, buna bağlı olarak bir işi sonlandırmada başarısız olma,
  • Zihinsel çaba sarfetmeyi ve sürdürmeyi gerektiren işlerde başarısız olma, böyle işlerden kaçınma,
  • İşleri organize etme ve plan yapmada zorluk çekme,
  • Sıklıkla bir şeyleri kaybetme ve unutma,
  • İlgisiz ses ve hareketlerden kolayca etkilenme.

2. Aşırı Hareketlilik-Hiperaktivite Ve Dürtüselliğin Belirtileri:

  • Yerinde duramama, kıpır kıpır olma,
  • Sürekli hareket etme ihtiyacı duyma, huzursuz görünme,
  • Sessiz ve hareketsiz kalamama,
  • Sürekli konuşma, bağırma,
  • Belli bir sırayı takip etme ve kendisine sıranın gelmesini beklemede sıkıntı duyma,
  • Oturduğu yerde bile elleri, ayakları hareket ettirme,
  • Sürekli bir şeylerle meşgul olma,
  • Yaşıtlarına oranla daha az uyuma.
  • Kendi dünyasında ve kendi isteklerine bağlı olarak davranma eğilimi gösterme,
  • Sabırsızlık,
  • Genellikle davranışın sonucunu düşünmeden davranma,
  • Başkalarının haklarına dikkat etmeme,
  • Başkalarının sözünü kesme, sorunun sorulmasına fırsat vermeden cevabı söyleyiverme,
  • Başkalarını rahatsız edici, saldırgan davranışlar sergileme,
  • Kuralları öğrenmeye ve uymaya karşı direnç gösterme.


Bu çocuklar, bir işe dikkatlerini yoğunlaştırmayı ve uzun süre sürdürmeyi başaramazlar, kısa bir süre içinde sıkılırlar. Genellikle zihinsel bir çaba sarfetmeyi gerektirmeyen işleri yapmayı severler ve tercih ederler. Çabuk değişen, kısa süreli ve çeşitliliği fazla olan etkinlikleri seçerler. Ancak dikkati yoğunlaştırmada, bir işe konsantre olmada, yeni bir şeyler öğrenmede, yönerge takip etmede, plan yapma ve uygulamada başarısızlık yaşarlar. Sürekli hareket halindedirler; durmak, yorulmak bilmezler, oturmayı sevmezler. Oturdukları zaman başkaları tarafından huzursuz ve tedirgin olarak algılanırlar. Böyle çocuklar için bir ders boyunca dersi takip etmek ve yerinde oturmak neredeyse imkansızdır. Oturdukları zamanlarda ise sürekli birşeyler ile meşgul olurlar, kıpırdanırlar, kalemleri veya başka eşyaları ile oynarlar. Çoğunlukla gerekli araç ve gereçleri getirmeyi unuturlar, sıklıkla eşya kaybederler, yazı yazmayı ve ödev yapmayı sevmezler, yazıları bozuktur, harf atlamaları olabilir, defterlerinin belli bir düzeni yoktur, ödevleri genellikle eksiktir. Herşeye anında ve akıllarına geldiği şekilde tepki verirler, dolayısıyla istenmeyen sonuçlarla karşılaşırlar. Etraflarına bakmadan caddede koşabilirler ya da karşıdan karşıya geçmeye kalkışabilirler. Sabırsız davranışları yüzünden zarar görebilirler. Genellikle kurallara uymazlar ve disiplin sorunları yaşarlar. Arkadaşlık ilişkileri bozuktur; saldırgan ve tepkisel davranışlar sergilerler.Bu belirtiler kümesi oldukça genellenmiştir ve elbette bu davranış örüntülerini gösteren her çocuk DEHB değildir. Gerçekte zaman zaman her çocuk bu tür davranış ve duyguları sergileyebilir. Ancak DEHB tanısında dikkat edilmesi gereken önemli ve ayırt edici birkaç nokta vardır.

 

Bu davranışlar;

  • Aşırı, sürekli ve yaygın olmalıdır.
  • Aynı yaştaki diğer çocuklarla karşılaştırıldığında belirgin olarak daha fazla olmalıdır.
  • En az iki ortamda gözlenmelidir (ev ve okul gibi).
  • Belli ortam, zaman ve duruma özgü olmamalı, yaygın olarak gözlenmelidir.

Ayrıca çocukta bu belirtileri açıklayacak başka bir bozukluk ya da rahatsızlık olmamalıdır. Bu tür davranışlar 7 yaştan önce görülmeli ve en az 6 aydır devam ediyor olmalıdır.

DEHB'nin Nedenleri

DEHB'nin ortaya çıkma nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Klinik araştırmalar biyo-psiko-sosyal etkenlerin ortak bir biçimde yer aldığını belirtmektedir. Bu etkenler arasında en fazla bulgu düşük doğum ağırlığı, gebelikte X ışınlarına maruz kalma ve gebelikte kullanılan alkol-sigara-kafein kullanımı üzerine yoğunlaşmaktadır. Doğum sonrasında ise; beyinde meydana gelen herhangi bir zedelenmenin, yaşanan kronik bir korkunun ve/veya duygusal problemlerin de DEHB gözlenmesine neden olduğu belirtilmektedir. Bugüne kadar yapılmış olan araştırmalar, genetik özelliklerin önemli bir rolü olduğunu ortaya çıkarmıştır. Klinik araştırmalardan elde edilen bilgilerin ışığı altında, ebeveynlerde DEHB'nin olması durumunda, çocuklarında gözlenme olasılığı %57, yakın akrabalarda görülme olasılığı ise %10-35 olarak belirtilmektedir. Ayrıca psikososyal etkenlerin (anne-baba tutumu, aile işleyişi, kişisel özellikler vs) önemi vurgulanmaktadır (Ekşi,1999).

DEHB tanısı konmuş çocuklar ve bireyler üzerinde yapılan nörolojik araştırmalarda saptanan önemli bir bulgu, beynin frontal bölgesinde glikozun düşük miktarda kullanımıdır. Bu farklılık DEBH çocukluk döneminde tedavi edilmediği koşulda, ergenlik dönemindeki hormonal değişimle birlikte daha da önem kazanmakta ve başka nörobiyolojik sorunlara yol açmaktadır. Diğer bir önemli bulgu da, DEHB tanısı konmuş çocukların sağ beyin yarımküresinin asimetrik olarak sol yarımküreden daha büyük olduğudur. Bu bulgular çekilen beyin MR' ı ile saptanmıştır (Ekşi,1999).



Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk döneminin son yıllarda en sık görülen psikiyatrik bozukluklarındandır. DEHB sık görülen bir bozukluk olmasının yanı sıra, tedavi edildiğinde belirgin düzelme elde edilmesi; tedavi edilmediğ


DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

Yakın zamana kadar, "Zeka"ya bağlı bir sorun olarak yaklaşılan öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği-dikkatin kolay dağılması ve okul başarısızlığı ile ilgili problemler, yapılan son araştırmaların sonuçları doğrultusunda farklı boyutlar kazanmıştır. İlgili araştırmalar zekaya bağlı sorunlardan bağımsız olarak öğrenme, düşünme ve beceri kazanmanın çok daha geniş kapsamlı ve karmaşık süreçler olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Tarihsel süreç içinde "Minimal Beyin Disfonksiyonu", "Hiperkinezi" gibi farklı isimlerle anılan "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)", son olarak DSM-IV'de (Amerikan Psikiyatri Birliği yayını) "dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik davranış örüntüsünün, bir bireyde, aynı gelişim düzeyindeki bireylerle karşılaştırıldığında, tipik olarak gözlenenden daha fazla, daha sık, daha şiddetli ve sürekli olması durumu" olarak tanımlanmıştır (Ekşi,1999).

DEHB Nedir?

DEHB, genel nüfusun %2'sinde ve çocukların %3-5'inde görülen Nörobiyolojik bir durumdur. Yapılan araştırmalara göre erkek çocuklarda kızlara oranla 3 kat daha fazla rastlanmaktadır. Kız çocuklarda daha çok dikkat dağınıklığı, erkek çocuklarda ise hiperaktivite-dürtüsellik olarak tanımlanan tipi gözlenmektedir. DEHB, genel anlamıyla yerinde duramama, dikkatini toplayamama, dikkati sürdürmede zorlanma, kendini kontrol etmede başarısızlık, yapılan işi tamamlayamama, plan ve program yapmada başarısızlık, çevreye karşı duyarsızlık ve ilgisizlik, enerjik bir yapıya sahip olma, kendi istekleri doğrultusunda davranma, konuşkanlık ve sabırsızlık gibi özelliklerle tanımlanır. Bu davranışların çeşitliliği ve kombinasyonu çocuktan çocuğa değişebilir.

DEHB'nin fiziksel belirtileri yoktur. Ancak tanı bu alanda çalışan psikiyatrist ve klinik psikologlar gibi profesyoneller tarafından konabilir. Tanı için, gelişimsel öyküyü, davranışsal ölçme araçlarını ve laboratuvar tetkiklerini (beyin tomografisi-MR) içeren ayrıntılı bir değerlendirme gereklidir.

Genel anlamda DEBH davranış örüntüleri başlıca 3 belirti kümesi altında toplanır.

1. DEHB "Birleşik Tip".

2. DEHB "Dikkat Eksikliğinin önde geldiği tip".

3. DEHB "Hiperaktivite-Dürtüselliğin önde geldiği tip" .

1.Dikkat Eksikliği Belirtileri:

  • Detayları ihmal etme, basit hatalar yapma,
  • Bir işe dikkati toplamada ve sürdürmede başarısız olma,
  • Çabuk sıkılma, yapılan işi bitirememe,
  • Yönergeleri takip edememe, buna bağlı olarak bir işi sonlandırmada başarısız olma,
  • Zihinsel çaba sarfetmeyi ve sürdürmeyi gerektiren işlerde başarısız olma, böyle işlerden kaçınma,
  • İşleri organize etme ve plan yapmada zorluk çekme,
  • Sıklıkla bir şeyleri kaybetme ve unutma,
  • İlgisiz ses ve hareketlerden kolayca etkilenme.

2. Aşırı Hareketlilik-Hiperaktivite Ve Dürtüselliğin Belirtileri:

  • Yerinde duramama, kıpır kıpır olma,
  • Sürekli hareket etme ihtiyacı duyma, huzursuz görünme,
  • Sessiz ve hareketsiz kalamama,
  • Sürekli konuşma, bağırma,
  • Belli bir sırayı takip etme ve kendisine sıranın gelmesini beklemede sıkıntı duyma,
  • Oturduğu yerde bile elleri, ayakları hareket ettirme,
  • Sürekli bir şeylerle meşgul olma,
  • Yaşıtlarına oranla daha az uyuma.
  • Kendi dünyasında ve kendi isteklerine bağlı olarak davranma eğilimi gösterme,
  • Sabırsızlık,
  • Genellikle davranışın sonucunu düşünmeden davranma,
  • Başkalarının haklarına dikkat etmeme,
  • Başkalarının sözünü kesme, sorunun sorulmasına fırsat vermeden cevabı söyleyiverme,
  • Başkalarını rahatsız edici, saldırgan davranışlar sergileme,
  • Kuralları öğrenmeye ve uymaya karşı direnç gösterme.


Bu çocuklar, bir işe dikkatlerini yoğunlaştırmayı ve uzun süre sürdürmeyi başaramazlar, kısa bir süre içinde sıkılırlar. Genellikle zihinsel bir çaba sarfetmeyi gerektirmeyen işleri yapmayı severler ve tercih ederler. Çabuk değişen, kısa süreli ve çeşitliliği fazla olan etkinlikleri seçerler. Ancak dikkati yoğunlaştırmada, bir işe konsantre olmada, yeni bir şeyler öğrenmede, yönerge takip etmede, plan yapma ve uygulamada başarısızlık yaşarlar. Sürekli hareket halindedirler; durmak, yorulmak bilmezler, oturmayı sevmezler. Oturdukları zaman başkaları tarafından huzursuz ve tedirgin olarak algılanırlar. Böyle çocuklar için bir ders boyunca dersi takip etmek ve yerinde oturmak neredeyse imkansızdır. Oturdukları zamanlarda ise sürekli birşeyler ile meşgul olurlar, kıpırdanırlar, kalemleri veya başka eşyaları ile oynarlar. Çoğunlukla gerekli araç ve gereçleri getirmeyi unuturlar, sıklıkla eşya kaybederler, yazı yazmayı ve ödev yapmayı sevmezler, yazıları bozuktur, harf atlamaları olabilir, defterlerinin belli bir düzeni yoktur, ödevleri genellikle eksiktir. Herşeye anında ve akıllarına geldiği şekilde tepki verirler, dolayısıyla istenmeyen sonuçlarla karşılaşırlar. Etraflarına bakmadan caddede koşabilirler ya da karşıdan karşıya geçmeye kalkışabilirler. Sabırsız davranışları yüzünden zarar görebilirler. Genellikle kurallara uymazlar ve disiplin sorunları yaşarlar. Arkadaşlık ilişkileri bozuktur; saldırgan ve tepkisel davranışlar sergilerler.Bu belirtiler kümesi oldukça genellenmiştir ve elbette bu davranış örüntülerini gösteren her çocuk DEHB değildir. Gerçekte zaman zaman her çocuk bu tür davranış ve duyguları sergileyebilir. Ancak DEHB tanısında dikkat edilmesi gereken önemli ve ayırt edici birkaç nokta vardır.

 

Bu davranışlar;

  • Aşırı, sürekli ve yaygın olmalıdır.
  • Aynı yaştaki diğer çocuklarla karşılaştırıldığında belirgin olarak daha fazla olmalıdır.
  • En az iki ortamda gözlenmelidir (ev ve okul gibi).
  • Belli ortam, zaman ve duruma özgü olmamalı, yaygın olarak gözlenmelidir.

Ayrıca çocukta bu belirtileri açıklayacak başka bir bozukluk ya da rahatsızlık olmamalıdır. Bu tür davranışlar 7 yaştan önce görülmeli ve en az 6 aydır devam ediyor olmalıdır.

DEHB'nin Nedenleri

DEHB'nin ortaya çıkma nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Klinik araştırmalar biyo-psiko-sosyal etkenlerin ortak bir biçimde yer aldığını belirtmektedir. Bu etkenler arasında en fazla bulgu düşük doğum ağırlığı, gebelikte X ışınlarına maruz kalma ve gebelikte kullanılan alkol-sigara-kafein kullanımı üzerine yoğunlaşmaktadır. Doğum sonrasında ise; beyinde meydana gelen herhangi bir zedelenmenin, yaşanan kronik bir korkunun ve/veya duygusal problemlerin de DEHB gözlenmesine neden olduğu belirtilmektedir. Bugüne kadar yapılmış olan araştırmalar, genetik özelliklerin önemli bir rolü olduğunu ortaya çıkarmıştır. Klinik araştırmalardan elde edilen bilgilerin ışığı altında, ebeveynlerde DEHB'nin olması durumunda, çocuklarında gözlenme olasılığı %57, yakın akrabalarda görülme olasılığı ise %10-35 olarak belirtilmektedir. Ayrıca psikososyal etkenlerin (anne-baba tutumu, aile işleyişi, kişisel özellikler vs) önemi vurgulanmaktadır (Ekşi,1999).

DEHB tanısı konmuş çocuklar ve bireyler üzerinde yapılan nörolojik araştırmalarda saptanan önemli bir bulgu, beynin frontal bölgesinde glikozun düşük miktarda kullanımıdır. Bu farklılık DEBH çocukluk döneminde tedavi edilmediği koşulda, ergenlik dönemindeki hormonal değişimle birlikte daha da önem kazanmakta ve başka nörobiyolojik sorunlara yol açmaktadır. Diğer bir önemli bulgu da, DEHB tanısı konmuş çocukların sağ beyin yarımküresinin asimetrik olarak sol yarımküreden daha büyük olduğudur. Bu bulgular çekilen beyin MR' ı ile saptanmıştır (Ekşi,1999).


Normal beyin görüntüsü (sağda) ile DEHB tanısı konmuş (solda) bir çocuğa ait beyin görüntüsü (Zametkin,1990).

DEHB'ye Neler Neden Olmaz :

  1. Çok fazla TV seyretmek,
  2. Beslenme alışkanlıkları ve/veya bozuklukları,
  3. Alerjiler,
  4. Aşırı ya da az şeker tüketimi,
  5. Kalitesiz, yetersiz ev yaşantısı,
  6. Olumsuz okul yaşantıları.

Yapılan araştırmalarda yukarıda belirtilen durumların DEBH ile bir ilişkisi bulunamamıştır.

Gerçekte birçok yaşantı veya durum çocuklarda DEBH davranış örüntüsüne benzer davranışların sergilenmesine neden olabilir. Yaşanan herhangi olumsuz kronik kimi yaşantılar çocukların davranışlarına yansıyabilir ve bu tür davranışların ortaya çıkmasına neden olabilir. Normalde keyifli, çalışkan ve uyumlu bir çocuk, yaşadığı bir olumsuz yaşantı (ebeveyn veya bir yakının kaybı, fiziksel istismar, ev yaşantısında olumsuzluklar vs.) sonrasında oldukça dikkatsiz, ilgisiz, hareketli, hırçın, huysuz ve disiplinsiz hale gelebilir ve bu davranışlar uzun süre devam edebilir. Öğrenme güçlüğü olan ya da gelişimsel olarak öğrenmeye, okumaya ve yazmaya hazır olmayan bir çocuk sınıf ortamını bozar, disiplinsiz davranışlar sergiler, arkadaşları ile aynı performansı gösteremediği ve öğrenemediği için hırçınlaşabilir. Ancak bu gibi örneklerde DEHB tanısından söz edilemez. Bu gibi durumlarda ayırıcı tanı için öğretmenlerin gözlemleri ve yaşantıları çok önem taşımaktadır: Dolayısıyla okullarda rehberlik merkezlerinden ve sağlık kurumlarının ilgili bölümlerinden yardım alınmalıdır.

DEHB İle Birlikte Sıklıkla Görülen Bozukluklar :

DEHB, birçok belirti grubunu içerdiği ve bazı psikiyatrik bozukluklarla birlikte sıklıkla görüldüğü için psikiyatrik bozukluklarla karışabilmektedir. Bunlar sıklıkla şunlardır:

1- Özgül Öğrenme Güçlüğü : DEHB ile birlikte en sık görülen bozukluktur. Özellikle okuma, matematik ve dili kullanma becerisi ile ilgili başarısızlık ve harf atlamaları, kötü yazı yazma olarak görülür. Özgül Öğrenme Güçlüğü'nde uzmanlar tarfından yapılan özel eğitim grupları ile tedavi yaklaşımı benimsenmektedir.

2- Karşıt Olma ve Karşı Gelme Bozukluğu : DEHB ile birlikte sık görülen bozukluklardandır. Bu bozukluk sıklıkla tek başına da gözlenmektedir. Sık sık hiddetlenme, huysuzlanma, herşeye itiraz etme, genel bir huzursuzluk, istek ve kurallara karşı gelme, isteyerek başkalarını kızdırma ve üzme, kendi yaramazlıkları için başkalarını suçlama, genel olarak kızgın, kindar ve intikam almaya yönelik davranma eğilimi, kavga etme ve başlatma, başkalarına karşı acımasız davranma, eşyalara zarar verme gibi davranışlar ile gözlenir. Bu tür davranım bozukluklarında ilaç kullanımı ve psikoterapi ile tedavi yaklaşımı benimsenmektedir.

3- Tik Bozuklukları : İstemsiz, kontrol edilemeyen ve tekrarlayan hareketlerdir. DEHB ile birlikte görülen bozukluklardandır. Hekim kontrolünde ilaç kullanımı ile tedavi edilmektedir.

4- Duygudurum Bozuklukları : Belirtiler DEHB ile benzerlik gösterse de temel farklılık, DEHB'nin çocukluktan beri süregelmesi, duygu durum bozukluklarının ise sonradan ortaya çıkması ve dönemsel bir özellik göstermesidir. Duygu durum bozukluklarında ilaç ile tedavi yapılmaktadır.

5- Uyum Bozuklukları : Belirtiler DEHB ile benzerlik gösterir, ancak uyum bozuklukları belli ortam ve durumlara özgü olabilir; DEHB'de olduğu gibi genel bir etkilenme söz konusu olmayabilir, sonradan ortaya çıkabilir ya da bebeklikten beri sürebilir. Genellikle psikoterapi ile tedavi yaklaşımı benimsenmektedir. Bazı durumlarda ilaç kullanımı da sözkonusudur.

DEHB'nin Tedavisi :

DEHB doğru ve erken tanı konduğunda, hızla ve kolaylıkla tedavi edilebilen bir bozukluktur. İlaç tedavisi, anne-baba eğitimi, bireysel görüşme, aile ve grup tedavisi sık kullanılan yöntemlerdir. Bu tedavi biçimlerinden en etkilisi ve gereklisi ilaç kullanımıdır.

DEHB'nin tedavisinde en sıklıkla kullanılan ilaçlar, stimulan olarak adlandırılan uyarıcılardır. Bu grup ilaçların kullanılmasının nedeni ise, beynin uyarılma düzeyini ve çalışmasını artırmasıdır. Çalışması ve uyarılması artırılılan beyin bölgesi, davranışların kontrolünden ve dikkatin sürdürülmesinden sorumlu olan bölge olduğu için, uyarıcı ilaçlar en etkin olanlardır. Bu grup ilaçlar ülkemizde kırmızı reçete ile satılmaktadır.

AİLELERE ÖNERİLER

1- Çocuğunuz ile konuşurken göz teması kurun ve sürdürün,

2- Çocuğunuza kısa ve açık ifadeler kullanın, isteğinizin anlaşıldığından emin olun,

3- Yaklaşımlarınızda tutarlı olmaya gayret edin,

4- Her seferinde bir tek görev verin, çoklu ve karışık taleplerden kaçının,

5- Bir isteği yerine getirdiğinde çocuğunuzu ödüllendirin,

6- Gerekiyorsa çocuğunuza olumlu bir yaklaşım ile tekrarlarda bulunun,

7- Çocuğunuza ödevlerinde bir yol gösterici olarak yardım sağlayın, çalışmalarını takip edin,

8- Kısa aralıklarla sıkılmadan çalışmasını sağlayın, 9- Sabırlı davranmaya gayret gösterin,

10- Unutkanlığını azaltmak için bir not defterinden nasıl yararlanabileceğini öğretin,

11- Kurallarınızı açık ve kesin olarak koyun ve uygulamaya çalışın.

12- Öğretmeni ile müfredat programı ve gerekli görülen ödevler konusunda öğretmeniniz ile işbirliği sağlayın.

13- Özellikle akademik olmayan alanlarda çocuğunuzun başarılarını vurgulayın ve kutlamak için fırsatlar yaratın.

14- Çocuğunuzu fiziksel enerjisini kullanabileceği bir spor faaliyetine yönlendirin.

15- Ev ortamını çocuğunuzun enerjisini boşaltabilmesine uygun olarak düzenlemeye çalışın. Örneğin koridoru mümkün olduğunca eşyalardan arındırarak koşabilmesi, oynayabilmesi, basket atabilmesi için imkan tanıyın.

ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

1- DEHB olan bir öğrencinizi yakınınıza, sürekli göz ve fiziksel temas kurabileceğiniz bir yere oturtun. Kapı ve pencerelerden uzak tutun. Ancak sınıf oturma düzeni dışına çıkmayın.

2- Olumlu bir model olun, doğru davranışlarını vurgulayarak pekiştirmeye çalışın. Her öğrencinin diğerinden oldukça farklı olabileceğini unutmayın.

3- Dikkatini dağıtacak uyarıcılar vermekten kaçının.

4- Yarışmacı ve işbirlikçi bir yaklaşımla öğrenmesi için motive etmeye çalışın.

5- DEHB'li çocuklar kolay kolay kontrol altında tutulamazlar. Yerlerini sürekli değiştirerek ya da sürekli DEHB'li çocuklarla ilgilenerek diğer çocukların da dikkatini bu çocuklar üzerine toplamayın. Öğretim programınızda değişiklikler yaparak müfredatı çeşitlendirmeye ve akıcı hale getirmeye, sıkıcı olmasını önlemeye çalışın.

6- Aileler ile işbirliği yaparak ortak bir yaklaşım ve çalışma programı hazırlayın, öğrencinin eksikleri konusunda aileleri yönlendirerek ev ödevleri vs. ile çocuğun başarısını artırmaya çalışın. Bu durum, çocuk için de motivasyon sağlayacak ve olumlu bir pekiştireç olacaktır.

7- Öğrencinin başarısızlık, disiplinsizlik ve yaramazlık vs. gibi durumları kabullenmesi ve bu durumu kullanmasını engelleyici bir yaklaşım benimsemeye çalışın.

8- Sıklıkla öğrencinizin davranışları konusunda yansıtıcı olun. Destekleyici bir tutum sergileyin.

9- Öğrencinin bilgisini ölçtüğünüzden emin olun, davranışlarını ve dikkatini değil.

10- Öğrenciden sınıf içinde fiziksel hareket gerektiren işlerde yardım isteyin. Böylece öğrenci, enerjisini yararlı işlerde kullanmayı öğrenir.

11- Ders boyunca öğrenciyi pasif bir öğrenme süreci içinde uyarmak yerine, kendini kontrol etme güçlüğü yaşadığını farkkettiğinizde, öğrenciye hareket etme imkanı tanıyın.

12- Bu öğrencilere bazı görevlerde fazladan zaman tanıyın. DEHB'li öğrenciler yavaş çalışmalıdır. Kullanması için verdiğiniz fazladan zamanı ceza olarak algılamasını önleyin.

13- DEHB'li çocukların kolaylıkla hayal kırıklığı yaşayabileceğini unutmayın. Stres, baskı ve yorgunluk sonucu kontrollerini daha kolay kaybedebilir ve istenmeyen davranışlar sergileyebilirler.



KAYNAKLAR

1-Attention Deficit Hyperactivity Disorder-Information For Parents Page. 07/05/2001. http//www.allhealth.com.

2-Attention Deficit Hyperactivity Disorder - Symptoms Page. 07/05/2001. http//www.add.about.com.

3-Attention Deficit Hyperactivity Disorder Page. 07/11/2000. http//www.menthalhealth.com.

4-Attention Deficit Hyperactivity Disorder Page. 08/11/2000. http//www. Lifescape.com

5-Attention Deficit Hyperactivity Disorder Page. 03/05/2001. http//www.family.com.

6-Attention Deficit Hyperactivity Disorder Page. 23/11/2000. http//www. Kidsource.com.

7-Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Sayfası. 30/04/2001. http//www.pedam.com.

8-Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Sayfası. 07/11/2000. http//www.mcturkiye.com.

9-Ekşi, A. (1999) Ben Hasta Değilim: Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü, İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri Ltd.Şti.

10-Goodman,R.F.,Gurian,A.Attention Deficit Hyperactivity Disorder. 14/02/2001. http//www. Aboutourkids.com.

11-Langone,G,K., Glickman,M,D. 2000: Talking With Kids About ADHD, Anxiety and Learning Disorders. Child Study Center, 4,(4),212-218. 12-Öktem, F. (1993) Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu. Türk Psikiyatri Dergisi, 4(2): 113-119.

Etiketler


DR FATMA ÖZDEMİR

Lütfen bana ulaşmak için aşağıdaki formu kullanın


Adres: Özel Aile Hastanesi Bahçelievler Mah. Talatpaşa Bulvarı Begonyalı Sok. 7/9 34180 Bahçelievler / İstanbul

Ofis: +90 212 441 41 42 GSM: +90 532 063 16 01 GSM:


Adres: Moodist Psikiyatri Nöroloji Hastanesi / Kadıköy Medicana Hospital / Kocaeli Asya Pedagoji / Üsküdar Moodist Ataşehir Seviç Eğitim Kurumları / Bahçelievler Asil Eğitim Kurumları

Ofis: +90 212 441 41 42 GSM: +90 532 063 16 01 GSM:


dr.fatmaozdemireyuder@gmail.com

dr.fatma.ozdemir@sevinc.k12.tr

Dr Fatma Özdemir